“Enstitü 68”in Misyonu Ya Da Sınavdaki Aydın Namusu 0

31, Ekim 2013

Mehmet Ulusoy


“Enstitü 68”in Misyonu Ya Da Sınavdaki Aydın Namusu/mehmet ulusoy “Enstitü 68”in misyonu ya da sınavdaki aydın namusu

Mehmet Ulusoy

                         O sözler ki kalbimizin üstünde
                         Dolu bir tabanca gibi
                         Ölüp ölesiye taşırız.
                         O sözlerdir ki bir kez çıkmıştır ağzımızdan
                         Uğruna asılırız.

                                                                      Atilla İlhan

Balyoz davasıyla ilgili “özel görevli” Yargıtay 9. Dairesi’nin verdiği karar, bir kez daha –ve son defa- Türkiye’de hukukun ve yargının bittiğini gösterdi. Bir kez daha, bütün yasal, hukuki mücadele ve hak arama yollarının tükendiğini ve Türk milleti için “İsyan hakkı”nı kullanmaktan başka bir çarenin kalmadığını ortaya koydu.

Türk Devrimi ile karşıdevrimin strateji ve siyasetlerinin bütün çıplaklığıyla cephe cepheye geldiği; emperyalizm ile Türkiye’yi, ortaçağ ile çağdaş cumhuriyeti bağdaştırmaya çalışan bütün küreselci-liberal budalalıkların, NATO Atatürkçülüğü aymazlıklarının iflas ettiği bir noktadayız. Deyim yerindeyse Türkiye, derin bir kaos yumağı içinde çırpınacağı kıyamet günlerine doğru koşmaktadır. Dolayısıyla, laik Cumhuriyeti, tam bağımsızlığı ve ulusun bütünlüğünü ortadan kaldırmaya kastetmiş mafya, tarikat ve gladyocu karşıdevrimin strateji ve siyasetlerine karşı, Türk devriminin strateji ve siyasetlerini bu son tarihi evrede en üst düzeyde üretmek, geliştirip hayata geçirmek, her aydının, yurtseverin varlık sorunu, namusu, görevi haline gelmiştir.

Aydın ve yurtseverler derken, kuşkusuz en başta, duyarlılığın, militanlığın, devrimci namus ve sorumluluğun en birikimli kesimi olarak 68’liler kuşağı akla gelir. Ve bugün İsrafilin Suru önce 68’liler için çalıyor… Hey 68’liler; mücadeleye var mısınız diye sorumuyoruz! Onun cevabını 40 yıl önce verdik… Devrimin zamanı geldi mi diye sorabilir bazı arkadaşlar. Şüphesiz en anlamlı soru bu. Evet, zamanı geldi! İşte o gün bugün!..

Biz 68’liler unutmadık, unutan arkadaşlara da hatırlatmak görevimiz!.. O büyük kitle eylemlerimizde, demokrasi ve bağımsızlık yürüyüşlerimizde, forumlarımızda içtiğimiz “Devrim Andı” tarihin ufkunda kayıtlıdır. Tarihin ufku insanlığın ufkudur; o ufuk vicdanlarımızın, yüreklerimizin derinliklerindedir. Tarih hiçbir şeyi unutmaz, unutturmaz. Sevgili 68’liler, on binler halinde bütün hücrelerimizle içtiğimiz andımızı, o tarihi fedai yeminini tekrar hatırlayalım: “Biz devrimciler olarak… Sayımızın azlığına düşmanın çokluğuna bakmadan, bıkmadan TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE İÇİN; bizi mahvetmek isteyen emperyalizme, bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı, kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğimize, devrimci şerefimiz üzerine ant içeriz!..”

Devrim andı geçici bir gençlik heyecanının ifadesi değildi asla. Dönekler ve liberal solcular onu bir gençlik fantezisi olarak değerlendirebilir ve değerlendiriyor da. “Şarabı beleş içenler iki sefer sarhoş olur”, bu hep böyledir; onlar hiçbir zaman devrimciliğin çilesine katlanmak, bedelini ödemek istemediler. Onlar, hiçbir zaman, toplumsal ve tarihi sorumlulukları ciddiye alacak ne bir çapa ne de omurgaya, kişiliğe sahip oldular. Sıkışınca “o bir çocukluktu, gençlik heyecanıydı” deyip kaçtılar. Bu tür insanlar, tarihin her döneminde ortaya çıkan safralardır, atıklardır. Bilinçli bir 68’linin tarihin safrası olmayı kabul edebileceğine asla inanmıyorum. Çünkü biz devrim aşkına içtiğimiz şarabın bedelini kuruşu kuruşuna ödeyenleriz; ödüyoruz!

İçtiğimiz Devrim Andı işte tam da bugünler için verilmiş bir sözdü, bir kavilleşmeydi. Filmlerde görür, efsanelerden biliriz; kahramanlar, falan tarihte falan yerde, ne olursa olsun, buluşmak için sözleşirler… Devrim andının şifresini çözersek; hani o zaman birbirimize, romantik de olsa, sorduğumuz “Dağa ne zaman çıkacağız?”, “Devrim ne zaman olacak” sorusunun cevabını buluruz. Simurg efsanesindeki gibi 40 yıl aradığımız, uğruna ne canlar feda ettiğimiz, ne işkenceler gördüğümüz o şifrenin, bilinmezin çözümü bugündür, bugünün devrimci görevlerindedir; ve kendimizdedir. Bugünün devrime gebe gerçekliğindedir. Türk milletini devrim dışında hiçbir seçeneğin kandıramayacağı, yatıştıramayacağı bu tarihi sürecin öznesi olmaktadır.

Evet, hepimiz yaşlandık, sağlık sorunlarımız var, aktif mücadeleye artık eskisi gibi katılamıyoruz. Ancak, fiziki enerjimiz zayıflasa da, deneyimler içinde pişmiş, feleğin çarkından geçmiş, en birikimli, en olgun çağını yaşayan zihinsel enerjimiz hala ayakta. 68’lerde biz, 27 Mayıs, Yön Hareketi ve Türkiye sosyalizminin birikimli önderliğinin çizdiği doğru strateji ve siyasetleri kitlesel, niceliksel gücümüzle taçlandırarak tarihi bir devrimci dalga yarattık. Türk gençliğinin bu büyük devrimci enerjisinin bugünkü temsilcileri ortaya çıkmıştır; Türkiye Gençlik Birliği, bugünün 68’idir. Emanet güvenilir ellerdedir… Bize düşen, onu niceliksel olarak değil, niteliksel olarak desteklemek, güçlendirmektir.

Bugün, Türkiye’nin devrimci dinamikleri, emekçi halk, gençlik ve Atatürkçü-Cumhuriyetçi kitleler ayağa kalkmıştır ve meydanlardadır. Artık çözülmesi gereken sorun, büyük kitlesel eylemleri gerçekleştirmek değil, halk, gençlik bu görevi üslendi ve gerçekleştiriyor. Sorun, Haziran ayaklanmasıyla zirveye çıkan halk hareketinin, hedefe, doğru strateji ve taktiklerle kararlı ilerlemesini güvence altına almaktır. Sorun, Haziran ayaklanmasında da görüldüğü gibi, halk hareketini devrime kadar götürecek uzun solukluluğunu sağlayacak strateji ve taktiklerin üretilmesi, ideolojik ve siyasi kurmaylığın merkezileşmesi ve güçlendirilmesidir. Özetle, devrimin ortak aklının en üst düzeyde üretilmesi ve eylemli kitlelerin en üst düzeyde aydınlatılmasıdır, eğitilmesi ve donatılmasıdır.

Enstitü 68, işte bu tarihi, stratejik görevleri yerine getirmek için özellikle fikri düzeyde katkı yapmak üzere yayın yapmaktadır; bu görev için vardır, var olmalıdır. En azından ben böyle görüyorum ve beklentim bu yönde. Biraz daha açalım… En genel anlamda, 68 hareketinin bir başka açıdan tarihi önemi, “İkinci Milli kurtuluşçuluk” ya da “İkinci Kuvayı Milliyecilik”tir. 1945’lerde başlayan “küçük Amerika”cı karşıdevrime, 27 Mayıs’la başlayan ve 68’le doruğa çıkan ilk büyük başkaldırı, bugün, son ve hayati hesaplaşma sürecini yaşamaktadır. Bu büyük hesaplaşmada, bağımsızlık ve demokrasi mücadelemizin en birikimli, deneyimli aydın kadrolarının bütün yeteneklerini, hünerlerini gösterme zamanı gelmiştir. Deyim yerindeyse bu son muharebedir; 68 başkaldırısının emperyalizm ve gericilikle son tayin edici hesaplaşmasıdır. Ya iktidar olunacaktır ve Cumhuriyet, devrimci bir atılımla yeniden kurulacak ve Kemalist Devrim’in bütün kazanımları hayata geçirilecek ya da Türk Devrimiyle birlikte sosyalizm idealleri de ezilecektir.

Evet, öfkemiz çok derin ve ölçüsüz!.. Yapılanlar ve yapılacaklar, belki bizi tatmin etmiyor. Ya da istenen nitelikte, düzeyde ve etkililikte değil. Ama bir şeyler yapmalı!.. İşte; etkin bir devrimci irade ve sorumluluk, devrimci hüner ve yaratıcılık bu derin öfkeyi; en üst düzeyde, karşıdevrimin düşünce ve strateji üreten karargahlarını, soytarı ve yalaka kalemşörlerini can evinden vuracak bir fikri-stratejik çalışma ve aydınlatmaya dönüştürerek tam hedefine gönderebilir.

Filozofların (bilgelerin) aydınlatmadığı toplumu şarlatanlar aldatır. Bugün Türkiye’nin bilgeleri, sosyolog, felsefeci, iktisatçı vb akademisyenlerden çok, son kırk yılın devrim ve karşıdevrim çarpışmalarında sınanmış, bilenmiş, eğitilmiş deneyimli, birikimli devrimci aydınlardır. 68’liler bu tanımlanan aydın tipinin merkezindedir. Biz görevimizi yeterince yapmadığımız için bugün halkın bilincinin, vicdanının, küresel merkezlerce devşirilmiş, klonlanmış şarlatanlarca ırzına geçilmektedir.

Türk Devriminin, 68 ruhunun, Türk aydınının namusu, vicdanı sınavdadır! Tarihin önünde bu büyük sınavdan zaferle çıkmak zorundayız; çıkılacaktır. Başka seçenek yoktur.

 

 

 

“Enstitü 68”in Misyonu Ya Da Sınavdaki Aydın Namusu/mehmet ulusoy

0 Yorumlar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Name*

Website

Comment

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>