Hakkımızda

GÜNÜMÜZDE 68 VE ENSTİTÜ68

Hakkımızda/

 

Yakın tarihimizin büyük gelgitlerini yaşayan bir kuşağın içinden geldik ve halen bu iç içelik devam ediyor. Bu sürecin sorumluluklarını, gerek birey olarak, gerek çeşitli siyasal yapıların içinde olarak paylaştık ve bugüne geldik.

1968’in büyük tarihsel ve toplumsal dinamiklerine baktığımızda, 200 yıllık çağdaşlaşma, uygarlaşma, devrimcileşme tarihimizin en ileri ve dinamik simgesi olarak, Cumhuriyet’in kuruluşundan ve 27 Mayıs atılımından sonra, 68’i adlandırmak doğrudur ve gerçekçidir. Bunun yazı ve belgelerini bu sitenin değişik sayfalarında bulacaksınız.

Ekonomik, sosyal, siyasal, ideolojik ve bunların yansıması olarak hukuksal sistem açısından eşitliği en ileri düzeyde savunan ve bunun için her türlü mücadeleye girmiş bir kuşaktan ve mirasından söz ediyoruz: 68 ve 68’lilik.

Girilen büyük mücadeleden 68’lilik ve 68’liler savaşın ilk muhaberesi anlamında yenik çıktı. Fakat, tarihsel haklılığımız bir yana, 1960’larda ortaya koyduğumuz hedef ve programın doğruluğu ve aciliyeti bütün canlılığıyla devam ediyor.

Emperyalizm, 1990’larda Küreselleşmeyle birlikte devletlerin bağımsızlık, milletlerin kurtuluş ve emekçilerin devrim talebine karşı ikinci büyük saldırısını başlattı. Bunun sonucu olarak, dünya ve ülkemiz, bir bütün olarak insanlık, eşitlikçi ve barışçı bir dünya hedefinden 1960’lara göre daha geri mevzilerdedir.

Türkiye’ye baktığımızda, emperyalizm ve işbirlikçilerinin egemenlik ve sömürüsünün çok daha ağırlaştığı koşulları yaşıyoruz. Emperyalizm ve işbirlikçisi mafyalaşmış komprador toprak ağalığı başta, feodalizmi en ileri düzeyde hortlatarak onunla ilişkilerini yeniden tahkim ettiği büyük bir gerici koalisyon oluşturmuştur.

İnsana ait tüm değerlerin, başta emek olmak üzere ileri bir toplumsal yapıda gerçekleşmesi, ortak yaşam biçimi haline gelip büyük insanlığı yaratması… Mücadelemiz de bunun içindi.

‘’Ateşi ve ihaneti‘’ gören bir kuşak olarak küresel ihanetin saldırısına karşı da duran bir kimliğin de sahibi olarak geleceğe iyimser ve güvenle bakıyoruz.

‘’Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye‘’ siyasal talebinde özetlenen bu program sonucu olarak bizler zorunlu ve haklı bir taleple tarihi zorluyoruz. Bu zorlama bugün çok daha farklı bir zeminde ve farklı tarihsel koşullarda gerçekleşiyor. İleri bağlamında tarih bizi başa döndürdü.

Karşı devrimin bu yakın tarih sürecinde 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 3 Kasım 2002 tarihlerinde gerçekleştirdiği uç-tepe hareketlerle; gerici, faşist, işbirlikçi, emperyalizmin emrinde, Amerikancı yönetimler bir ortaçağ gericiliğinin yönetimsel olarak yolunu açtı. Bütün mücadelenin nesnesi bu yönetimdir. Devrimci tarihimizin en önemli somut anlatımı olan Cumhuriyet’in , devrimlerin, ilericiliğin bütün değerleri “demokrasi” adı altında büyük kandırmaca ve aldatmacayla yıkıldı ve dönüştürüldü.

Ortaçağ karanlığı ülkemiz ve halkımızın üzerine bir kara perde olarak örtüldü.

Bütün Ortadoğu’yu kan gölüne dönüştüren emperyalizmin en büyük ortağı da bu perdenin çekicisi AKP oldu.

Her türlü gericiliğin ve Ortaçağ değerlerinin toplumsal yapıya, siyasal iktidarın gücüyle dayatıldığı bu süreçten mutlaka çıkılacaktır.

Mafya, tarikat, gladyo üçlüsünden oluşan siyasal iktidarlar aracılığıyla en son olarak AKP iktidarıyla islamo-faşist bir yönetimde bütün baskısıyla devam ediyor. Ortaklık ve eşbaşkanlık işlerliğiyle toplumun önündeki en büyük tehlike de bu siyasal iktidardır.

Gezi Parkı merkezli büyük Haziran Direnişi ve halk ayaklanması, devam eden mücadele kalkışmalarıyla, kitlelerin, emek güçlerinin ve gençliğin bu gerici siyasal iktidara karşı isyanının yolunu açtı. Bu isyan devam ediyor ve sonuç olana kadar da devam edecektir.

En ilkel ve sıradanlığıyla içi boşaltılmış bir “özgürlük” kavramına sarılanlar, Şeyh Sait’lerden, Seyit Rıza’lardan, F. Gülen’lerden, cemaatlerden yani Ortaçağ’dan medet umarak bu kavramı kutsuyorlar ve algı kirliliği yaratıyorlar. Yine bu kavrama sarılarak her türlü bölücülüğü, ırkçılığı bir hak olarak göstermeye çalışarak emperyalizmin böl-yönet politikalarına hizmet ediyorlar. Ve bu özgürlük anlayışını 68’in ilkelerine ve devrimci anlayışına alet ederek genç kuşakları yanıltma yoluna giderek, samanlık kaçkınlarınca bu büyük gerici sürece katkıda bulunuyorlar. Kendi küçük politik çıkarları için bütün Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve insanlığın yıkımının yolunu açıyorlar.

Yeni dönemin devrimci durumunun getirdiği sorumluluk bağlamında 1968-2013 birliğini yeni kuşak gençliğinin devrimci tutumuna eklemlemek görevimizdir. Emek güçleri başta olmak üzere tüm halk güçlerinin büyük birliğini gerçekleştirmede 68’in itici bir güç olacağını biliyoruz ve görüyoruz. Bu tarihsel görece ve sorumluluğa bir pencere açmak amacıyla bu siteyi kurduk.

Toplumsal özgürlükle bireysel özgürlüğün karşılıklı etkileşimini ve içiçeliğini görerek, bir ulusun ve Türkiye’nin kurtuluşunun, bu karanlık süreçten çıkışının sözü edilen içiçeliğin maddi güçlerinin yarattığı toplumsal dinamiklerinin büyük birlikteliğini sağlamakla yükümlüyüz.

‘İnternet televizyonculuğunun alt yapısının da oluşturulduğu bu girişimimize, öneri, görüş, destek ve katkılarınızı beklemek 68’lilikten doğan hakkımızdır!’ dersek, amacımızı da belirtmiş oluruz.

Bu süreçte yoğun katılımlı bir program uygulayacağız. Yazarlarımız, düşünürlerimiz destek için hazır olduklarını belirtiyorlar. Bu saygın kişilerin desteği ile sitemizin ileri bir noktaya gideceğinden şüphemiz yoktur.

Yaşanan bu gericilik sürecine mutlaka müdahale etmek için hep birlikte…